Obezite cerrahi olarak nasıl tedavi edilir?

Obezitenin cerrahi tedavisinde iki temel ilke vardır. Birincisi alınacak besin miktarının kısıtlanmasıdır (restriktif yöntem). İkincisi ise besinlerin mide-barsak sisteminden emilimini bozarak alınacak kaloriyi azaltmaktır (Malabsorbtif yeöntem). Ayrıca her iki işlemin beraberce yapıldığı cerrahi (kombine) yöntemler de tanımlanmıştır.

Kısıtlayıcı (Restriktif) Cerrahi

  • Tüp mide (Sleeve gastrektomi)
  • Mide balonu
  • Mide kelepçesi (Gastrik bant)

Emilimi bozan (Malabsortif) Cerrahi

  • Bilio-pankreatik diversiyon
  • Duodenal Switch

Hem kısıtlayıcı hem emilim bozucu (kombine);

  • RNY gastrik bypass
  • Mini gastrik bypass (Tek anastomozlu gastrik bypass)

Obezite cerrahisi kimlere uygulanabilir?

  1.  Beden kitle indeksinin (BKİ) 40(kg/m²) üzerinde olanlar,
  2. BKİ 35(kg/m²)’den fazla ve obeziteye eşlik eden en az bir yandaş hastalığı olan kişiler, (Yandaş hastalıklara örnek; Tip 2 Diyabet (şeker hastalığı), Hipertansiyon, Uyku Apnesi, Karaciğer Yağlanması, Eklem Hastalıkları, Kolesterol Yüksekliği gibi hastalıklar verilebilir)
  3. Kontrolsüz diyabetin neden olduğu kalp ve damar hastalıkları riskini azaltmak için Amerikan Klinik Endokrinologlar Derneği ve Amerikan Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Derneği tarafından BKİ 30 kg/m2 olan hastalarda da Metabolik cerrahilerin yapılabileceği savunulmaktadır.

Cerrahi yöntem seçilirken nelere dikkat etmek gerekir?

Hasta için en uygun yöntemi belirlemek için doktor ile hasta arasında yapılan görüşme çok önemlidir.
Obezitenin derecesi, yeme alışkanlıkları, beslenme düzeni, aktivite durumu, mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar, hastanın cerrahiden beklentileri ve son olarak da hastanın isteği değerlendirilerek yöntem seçilir.

Kimler obezite ameliyatı olmamalıdır?

Cerrahi yöntemin risklerini kabul etmeyen hastalar,
Genel anestezi alamayacak durumda olan hastalar (ileri derecede kalp, akciğer ve böbrek hastalığı olanlar gibi)
Ağır psikiyatrik bozukluk bulunan hastalar
Alkol ve madde bağımlılığı olan bireyler
Obezitenin nedeni olarak hormonal bozukluk saptanan hastalar.

Obezite ameliyatının yararları nelerdir?

Obezite hayat kalitesinde bozulmaya neden olan bir durumdur. Obez bireyler fiziksel hareket kısıtlılığı, sosyo-psikolojik etkilenme ve birçok metabolik hastalık açısından risk altındadır. Obezite cerrahisi ile tüm bu durumlardan kurtularak daha kaliteli ve daha uzun bir yaşam elde edilebilir.

O halde obezite cerrahisi ile ne kazanabiliriz?

Şeker hastalığından kurtulma;

Obezite sıklıkla Tip 2 Diabet (şeker hastalığı) ile birliktedir. Yapılan araştırmalar sonucunda obez bireylerin Tip 2 şeker hastalığına yakalanma riski normal kilolu bireylere göre kadınlarda 92, erkeklerde 42 kat daha fazladır.

Obezite ve Metabolik cerrahi geçiren bireyler şeker hastalığı ve onun neden olduğu kalp-damar hastalıkları, böbrek fonksiyon bozukluğu, görme kaybı ve bazı sinir sistemi bozukluklarından kurtulmaktadır.

Karaciğer yağlanmasının önüne geçme;

Karaciğer yağlanması karaciğer hastalıklarının başında gelir ve morbid obezite en sık karaciğer yağlanması nedenidir. Uzun dönem obez kalan kişiler alkole bağlı olmayan karaciğer sirozu için aday hastalardır.

Karaciğer yağlanması olan kişilerde tedavi yaklaşımı yaşam tarzı değişimi ve zayıflama şeklinde olmaktadır.Bu bağlamda obezite cerrahisi ile sağlıklı kiloya dönen hastalar karaciğer yağlanmasından da %80 oranında kurtulmaktadırlar.

Hipertansiyon’dan kurtulma;

Aşırı kilo alma sonucunda hem sinirsel hem de böbrek sistemi bozulması obezitenin neden olduğu yüksek tansiyonun ana nedenleridir. Obez bireylerde ilaç ile tansiyonun kontrol altına alınması daha da zorlaşmaktadır. Bu durumun tedavisinde beslenme düzeni ve yaşam tarzı değişimi ya da cerrahi yöntemler ile normal kilo düzeyine dönme amaçlanmaktadır. Normal kilosuna dönen kişilerin yaklaşık %50’sinin yüksek tansiyon hastalığından kurtulması mümkündür.

Kemik-Eklem Hastalıklarında düzelme;

Vücut ağırlığında her 5 kilo artışı sonucunda diz ekleminde ağrı ve kireçlenme oluşma riski yapılan çalışmalarda %36 oranında artmaktadır. Bu nedenle beden kitle indeksi 30 ve üzerinde olan kadınlarda protez ameliyatlarına ihtiyaç daha fazladır. Ayrıca ayak bileği ekleminde ağrı, bel ağrısı obezitenin neden olduğu diğer eklem hastalıklarıdır. Obezite cerrahisi ile kilo kaybı sağlanarak kemik-eklem hastalıklarının ilerlemesi engellenir ve protez ameliyatı gereksinimi azaltılır.

Tıkayıcı Uyku Apne Sendromu ’dan kurtulma;

Bireyin kilosunda %10 artış tıkayıcı uyku apne sendromuna yakalanma riskini her iki cinste de 6 kat artırmaktadır. Uyku apnesi olan kişilerin tedavisinde CPAP maskeleri kullanılmaktadır. Obezite cerrahisi ile elde edilen kilo kaybı hastaların yaklaşık %70-80’inde hem uyku apnesi’nden kurtulmaya hem de maskesiz uyuma konforuna kavuşturmaktadır.

Üreme ve doğurganlık fonksiyonlarında düzelme;

Obezite ve polikistik yumurtalık sendromu arasında güçlü bir birliktelik vardır. Obez kadınlar ile normal kilolu kadınlar karşılaştırıldığında polikistik yumurtalık sendromu nedeniyle obezlerde adet düzensizliği daha sık ve gebe kalma oranı daha düşüktür. Obezite cerrahisi sonrası kilo kaybı sonucunda hormonal düzelme ile adet düzensizliği ortadan kalkar ve yumurtlamanın normale dönmesi ile de üreme fonksiyonları normale dönerek gebe kalma oranları yükselir.

Kanserden korunma;

Toplumsal alanda yapılan çalışmalar sonucunda obezite ile birçok kanser türü arasında yakın ilişki bulunduğu ortaya konmuştur. Özellikle meme, pankreas, kalın bağırsak, rahim ve safra kesesi kanserleri bunların başında gelmektedir. Dolayısı ile obezite cerrahisi ile kilo kaybı sağlanarak bu kanserlerin gelişme olasılığı azaltmaktadır.

Obezite Ameliyatlarının riskleri nelerdir?

Tüm ameliyatlarda olduğu hem genel anesteziye hem de ameliyata ait riskler mevcuttur. Obez hastalarda bunlara ek olarak obezitenin kendinden gelen riskleri de eklendiğinde obezite ameliyatları göreceli olarak normal bireylere göre biraz daha risklidir.

Anestezi riski;

Günümüzde anestezi yöntemleri ve teknolojik gelişmeler düşünüldüğünde obezite cerrahisi sırasında ölüm riski 10-20 bin ameliyatta 1 oranına görülmekte ve çok çok nadir sınıfındadır.

Ameliyat sonrası kanama;

Obezite ameliyatlarından sonra %1,9-4,4 oranında olan ciddiyetine göre ikinci kez ameliyat gereksinimi oluşturan kanamalar görülmektedir. Kanama mide barsak sistemi içine olabileceği gibi karın içine de olabilir.

Kaçak;

Ameliyatın şekline göre değişmekle birlikte %1-2 arasında kaçak karşımıza çıkabilir. Kaçak olmasından ziyade kaçağın erken tanınması önemlidir. Geç kalındığında hayatı tehdit edebilir. Erken tanı konan hastalarda doğru müdahaleler yapılarak sorun giderilmektedir.

Damar içi pıhtı oluşumu;

Obezite ameliyatları sonrasında iki damar sisteminde pıhtı oluşumu tehlikelidir. Bunlar bacaklardaki derin toplar damarlar ve mide etrafında olan ve karaciğere giden damar sisteminde meydana gelen pıhtı oluşumudur. Genel olarak %1’den az görülmektedir. Bacaklardaki derin toplar damarlarda olan öncelikle kronik damar yetmezliği ile ciddi bacak problemlerine neden olacağı gibi pıhtı yerinden hareket ederse akciğere giderek (pulmoner emboli) solunum ve dolaşım problemlerine yol açabilir. Mide etrafı toplar damarlarda olan pıhtı ise (portal venöz tromboz) mide-barsak ve karaciğer fonksiyonlarını etkiler.

Ameliyat sonrası fıtık oluşumu;

 Gerek kesi yerlerinde gerekse özellikle bypass cerrahilerinde karın içinde fıtıklaşmalar görülebilir. Burada önemli olan fıtık içine giren barsakta tıkanma olmasıdır. Tıkanma olması durumunda karın ağrısı, bulant-kusma ve büyük abdest yapamama şeklinde kendini gösterir. Tıkanma yoksa acil tedavi gerekmez iken tıkanma varlığında tedavi edilmezse hayatı tehdit edebilir.

 

Önemli Uyarı: Cerrahi yöntemler dahil olmak üzere hangi zayıflama yöntemi olursa olsun diyet, egzersiz ve yaşam biçimi değişikliklerine bağlı kalınmaz ise geri kilo alımı kaçınılmazdır.